Hayatımız Sosyal Medya Olmuş :)

Hayalleriniz hayal olmasın.

3 sene önce Dilara Özdeş tarafından yazılmıştır.
anasayfa
anasayfa
anasayfa
1743454_1461066410779222_1821801816_n

Hep hayal kurmuşuzdur, küçüklüğümüzden günümüze kadar. Kurduğumuz hayaller yarınlarımızın hayalleridir esasen. Geçmişimizin keşkeleri vardır, hiç bitmeyen…

Hayallerimiz hep toz pembedir. Kimse hırsız olmayı, katil olmayı, vatan haini(!) olmayı veya kötü bir evlat olmayı hayal etmemiştir. Hepimizin belli başlı istekleri vardır hayattan. Kimimiz çok mutlu olmayı isterken, kimimiz çok zengin olmayı arzular. Kimimiz doktor olmak isterken, kimimiz polis olmayı, avukat olmayı ne bileyim şarkıcı olmayı ister. Ortak noktamız şudur; bunların hepsini çocukken, saf duygularımızla dilemişizdir. Kimimiz bunları başarabilmek için hayatla savaşmış ve istediğini bileğinin hakkıyla almıştır, kimimiz ise önümüze çıkan engellere takılıp, hayat yoluna geriden devam etmeye çalışmışızdır. Önemli olan, size destek olan sıcak bir kalptir. Ne olursa olsun sevdikleriniz yanınızdaysa hayatla mücadelenize kaldığınız yerden devam edebilirsiniz. Sevdiğinizin yanınızda olmaması, başına buyruk biri olması demek; bu yolda biz olarak tek yürek değil, iki kişilik savaşacaksınız demektir. Ya akıllı olmalısınız bu yolda, ya akıllı. Kimse için bir şey yapmaya değmez diyorsanız, boş bir odaya çekin kendinizi ve hayatınızın merkezinden onu çıkarın.

Bir dostumun da dediği gibi ‘hayatınızın merkezine kendinizi koyun’ ki yolda kalmayın, sizi yolda bırakanlara veya bırakacaklara inat yapın bunu…

Eski dostlar eski değildirler esasen…

3 sene önce Dilara Özdeş tarafından yazılmıştır.
anasayfa
anasayfa
anasayfa
1743454_1461066410779222_1821801816_n

Bir zamanlar üç yakın dostlardı. Biri başını bir derde soksa diğer ikisi gözünü kırpmadan onun önüne atardı kendini. Üçü de çalışkan denebilecek düzeydelerdi, üçü de edebiyata karşı ilgiliydi. Birbirlerini hiç kıskanmazlardı. (Ya da kendilerini buna inandırmışlardı.) Laf aramızda üçü de etine dolgun, buğday tenli, koyu renk saçları olan, sınıftakilerin arkadaşlıklarına gıptayla baktıkları güzel mi güzel, kibar mı kibar kızlardı… Aralarına kimsenin giremeyeceğine inanıyorlardı. Ama beklenmeyen oldu. İki yakın dost, olmayacak bir sebepten dolayı tartışarak birbirlerini çok kırdılar. Ortada kalan diğerininse tarafı belliydi. İki dostunu da idare edemeyeceğini düşünmüş olsa gerek ki birini seçerek diğeriyle ulu orta kavga etmeyi ve onun hakkını savunmayı tercih etti. Seçtiği taraf her zaman kendini sütten çıkmış ak kaşık gibi lanse etmiş, aslında mağdur olan taraf ise kendini savunmak bile istememişti bu durum karşısında. Sadece olanları izlemekle yetinmişti, her gün birlikte çekildikleri fotoğraflarına baka baka, boğazı düğümlene düğümlene. Kalbi kırılmıştı. Yargısız infaz denen şey bu olsa gerek diye düşünüyordu. Grubun dağılması sınıftakilerin de ilgi odağı olmuştu. Zaten bunlar birbirlerini çekemiyorlardı gibi bir çok laf atılmıştı ortaya. Bunları anlattım(!) çünkü; kimse için yakın dostlarınızla kavga etmemeniz gerektiğini bilmeniz, hayatınızda kulağınızdaki en büyük küpe olarak takılı kalsın istiyorum. Hikayenin baş kahramanı da benim, yabancı değil yani… Eski dost diye bir şey yoktur. Eski eskide kalmıştır, yapılan iyilikler de kötülükler de eskide kalır. Ama dost diye bir şey vardır, yaşanan tüm sahteliklere rağmen arkanızda olacağını bilirsiniz dostunuzun. Kendini eski sanan bir dostumun da dediği gibi; ”olur ya içimizde yaşattığımız insanlar vardır bize güç verirler, kendimizle konuştuğumuzu sandığımız anlarda aslında onlarla konuşuruz, öylesin…” Sen de öylesin. Sadece kırgınlıklar tamir edilmiyor. 

YORGUNUM

3 sene önce Ayda tarafından yazılmıştır.
anasayfa
anasayfa
anasayfa
76ac5c14e6af3904ec3a60698f1ce0fa
Evet yorgunum, yorgunluklarım var bir sürü.
En güçlü hissettiğim zamanlarımda  taşımaya gönüllü olduğum, ruhumun yıpranacağını, bedenimin aşınacağını hesaba katmadığım zamanlarda bir canavar gibi sırtlandığım yüklerim var…
Pişmanlıklarım var, geri dönebilsem salakça tekrar edeceğim…
Arada kalmışlığım var, arada kalıp ezilmişliğim var…
İdare etmişliğim var, sanki bir tek benim üstüme vazifeymiş gibi…
Zamana bırakmışlığım var. Ertelemek mi desem ya da?
Sabretmişliğim var. Umutlarımın tükeneceğine hiç ihtimal vermeden…
Dökülmeyi bekleyen gözyaşlarım var, tükenir diye korkup salamadığım…
Maskelerim var, dudak büküşlerimi, çatık kaşlarımı sakladığım…
Sessiz çığlıklarım var, bir tek benim kulaklarımı sağır eden…
Sorularım var ama cevabını bilen yok iyi mi?
Beklentilerim var, hep başkalarına dair…
Anlatacak çok şeylerim var ama dinleyecek insanlarım yok…
Dinleyecek insanlar bulsam, anlayacak insanlarım yok…
Kırgınlıklarım var, en çok da en sevdilerime…
Kızgınlıklarım var, en çok da beni kırmasına izin verdiklerime…
Her şeye rağmen umutlarım var, irili ufaklı tesellilerim var…
Her şeye rağmen inançlarım var, candan yürekten…
En önemlisi de hala gücüm var.
Yorum Yok :(

UYUZ OLUYORUM

3 sene önce Ayda tarafından yazılmıştır.
anasayfa
anasayfa
anasayfa
76ac5c14e6af3904ec3a60698f1ce0fa

Okey, kağıt, tavla gibi oyunlar oynamaya bayılıyorum ama her ne kadar, önemli olan keyifli zaman geçirmekti desem de, kaybettiğim zaman çok uyuz oluyorum. Hele ki kazanan kişi bönürlenince, belli etmemeye çalışıyorum ama daha da uyuz oluyorum.

Restaurantlarda ortaya karışık gelmesinden hiç hoşlanmıyorum. Her zaman sonda kalan bir parça et oluyor ve o ete nezaketen kimse el uzatamıyor. Herkesin gözü kalıyor ama o et en sonunda çöpü boyluyor ve ben buna feci uyuz oluyorum.
Çok doydum ben tatlı yemiyeceğim deyip sizin ısmarladığınız tatlıya, tadımlık bahanesiyle tebelleş olanlara da bir hayli uyuz oluyorum. Hani toktun, hani yiyemezdin, boğazında kalsın emi.
Her seferinde ters zamanda telefonla arayan ya da kapınızı çalan insanlar vardır mutlaka. Ya tuvalette, ya banyoda, ya acele bir işiniz olduğunda çıkıverirler ortaya. Ben onlara kısaca tersogiller diyorum ve çok uyuz oluyorum.
Nerde bir trajedi var orada ot gibi biten, moral verip destek olacağı yerde, karamsar tavırları ve konuşmalarıyla, insanı daha beter depresyona sokan felaket tellallarına, çok özel bir şekilde uyuz oluyorum, onların bende yeri apayrı zaten.
Sohpet konusu ne olursa olsun, konuyu döndürüp dolandırıp ille de kendisine bağlayanlara ne diyeceğimi bilmiyorum o yüzden, uyuz olurken içimden “..bi siktirin gidin yaa…” çekiyorum.
Canımsın, cicimsin, çok akıllısın, şahanesin diyerek önce yağ çeken, hemen akabinde sizden “küçücük” bir iyilik isteyerek, morbit obez haline getirdiği egonuzu patlatan yağcılara ultra uyuz oluyorum.
Sizi sürekli bir takım konularda uyaran, hata yaptığınızda da bak ben sana demiştimciler var ya hani? Başınıza ne geldiği ne kadar zarar gördüğünüz hiç önemli değildir, onlar hep “ben sana demiştim” diyecekleri anı beklerler. Sizin için üzülmüş gibi yaparlar ama haklı çıkmanın hissettirdiği orgazmı saklayamazlar. Uyuz oluyorum hepsine.
Her şeyi kendi bilen, her konuda “en doğru” fikri olan, sevdiği en iyi, sevmediği en bok olan, dünyadaki tek geçerli ahlak anlayışına sahip fikri sabitlere de extra uyuz oluyorum ve onlardan uzak durmaya bakıyorum.
Medeni bir şekilde tartışmayı bilmeyen, haklı çıkmak için sesini yükselten ve köşeye sıkışınca bel altı vurarak zeytinyağı gibi üste çıkacağını sanan gerzeklere, ultra, mega, süper, hiper uyuz oluyorum.
Dağınıklara…
Sabırsızlara…
Fazla genişlere…
Pişkinlere…
Irkçılara…
Fanatiklere…
Ay ben de ota boka her şeye uyuz oluyorum, galiba ben de azıcık uyuzum…
Yorum Yok :(

BİRİLERİNİ TANIYORUM

3 sene önce Ayda tarafından yazılmıştır.
anasayfa
anasayfa
anasayfa
76ac5c14e6af3904ec3a60698f1ce0fa
İnsanlar hıyar yerken çıkan sese uyuz olan birini tanıyorum. Lütfen hıyarlık etmeyin, hıyar yemeyin ya da mümkünse yalnızken yiyin.
Odasındaki her yere saçılmış kıyafetleri toplamak yerine, hepsini dertop edip kirli çamaşır sepetine atan birini tanıyorum. Dağıtmazsanız toplamak zorunda da kalmazsınız.
Yatağını ve yastığını duvara dayamadan uyuyamayan birini tanıyorum. Yorum yok.
Tostunu çatal bıçakla yiyen birini tanıyorum. Prince Charles’ta bile yok böyle asalet.
Bir şey anlatacağı zaman hikayeye sonundan başlayan birini tanıyorum. Mevzuyu algılayabilmek için tonla soru sormam gerekiyor.
Konuşurken arada konuyla ilgili kırk tane parantez açarak, esas mevzuyu unutup başka mevzu anlatmaya başlayan birini tanıyorum. Ya sabır.
Gazetedeki haberlerin sadece başlıklarını okuyup, gerisini kafasına göre uyduran ve buna kendini inandıran birini tanıyorum. He he deyip geçmek lazım.
Dünyanın ve hatta kainatın en şanssız insanı olduğunu düşünen ve bu şekilde tüm kötü enerjiyi kendi üstüne çeken birini tanıyorum. Her şey kara bahtı kem talihi yüzündendir.
Kendi pişirdiği yemeği yine kendisi öven birini tanıyorum. Her seferinde şimdiye kadar pişirdiği en güzel yemekmiş. Erkeksen kusur bul…
Yaptığı hatalar yüzünden daima başkalarını suçlayan birini tanıyorum. Bir kere de pardon dese tahtından indirirler maazallah.
Kuyumculuktan başka hiçbir işte zengin olunamayacağına inanan birini tanıyorum. Nayır nolamaz…
Bir hikayeyi yetmiş bin kere anlatıp her seferinde yeni anlatıyormuş gibi heyecanlanan birini tanıyorum. Hafıza kaybı olduğunu sanmıyorum, bilmiyorum çözemedim ben bunu.
Anlatılan konuda hiçbir fikri ya da ilgisi olmayıp varmış gibi görünmeye çalışan birini tanıyorum. Beyhude bir çaba.
Herkese canım cicim diye yağ çekerek melekmiş gibi görünmeye çalışan birini tanıyorum. Bana yutturamaz çünkü vücut dilinden çok iyi anlıyorum.
Dünyanın neresine giderse gitsin mutlaka memleketlisi birine denk gelen birini tanıyorum. Mıknatıs gibi çekiyor maaşallah.
Kendisi az biraz cahil olup, herkes tarafından garip bir şekilde sevilen birini tanıyorum. Yurdum insanını kim sevmez.
Hayatında bir kez olsun başkası için üzülmemiş birini tanıyorum. Şaşırtıcı derecede merhamet yoksunu bir bencil.
Her zaman dört ayak üstüne düşen birini tanıyorum. Bu kadar da şanslı olunmaz ki canım.
Sadece kendi değer yargılarının doğru olduğuna inanan birini tanıyorum. Kendisi gibi olmayan ve düşünmeyen herkes namussuzdur.
Asla sır tutamayan birini tanıyorum. İyi mi kötü mü bilemiyorum.
Kendine sürekli acıyan ve trajedi yaşamaktan garip bir şekilde haz duyan birini tanıyorum. Karamsarlık en önemli besini.
Yerine, zamanına, ve duruma göre giyinme konusunda bir türlü kıvamı tutturamayan birini tanıyorum. Kezban isen rüküşlükten kurtulamazsın.
Kendi attığı yalanı yine kendisi çürüten birini tanıyorum. Yalan atabilmek için kuvvetli bir hafıza gerekir.
Daha bir sürü cins tanıyorum. Etrafım bunlarla dolu. Ben de o cinslerden biriyim aslında. Sonuç olarak hiçbirimiz mükemmel değiliz.
Yorum Yok :(
Toplam 2 sayfa, 1. sayfa gösteriliyor.12