Hayatımız Sosyal Medya Olmuş :)

türk porno porno izle adult forum bayan escort istanbul escort escort bayan porno indir şişli escort ataşehir escort

Hayalleriniz hayal olmasın.

6 sene önce Dilara Özdeş tarafından yazılmıştır.
anasayfa
anasayfa
anasayfa

Hep hayal kurmuşuzdur, küçüklüğümüzden günümüze kadar. Kurduğumuz hayaller yarınlarımızın hayalleridir esasen. Geçmişimizin keşkeleri vardır, hiç bitmeyen…

Hayallerimiz hep toz pembedir. Kimse hırsız olmayı, katil olmayı, vatan haini(!) olmayı veya kötü bir evlat olmayı hayal etmemiştir. Hepimizin belli başlı istekleri vardır hayattan. Kimimiz çok mutlu olmayı isterken, kimimiz çok zengin olmayı arzular. Kimimiz doktor olmak isterken, kimimiz polis olmayı, avukat olmayı ne bileyim şarkıcı olmayı ister. Ortak noktamız şudur; bunların hepsini çocukken, saf duygularımızla dilemişizdir. Kimimiz bunları başarabilmek için hayatla savaşmış ve istediğini bileğinin hakkıyla almıştır, kimimiz ise önümüze çıkan engellere takılıp, hayat yoluna geriden devam etmeye çalışmışızdır. Önemli olan, size destek olan sıcak bir kalptir. Ne olursa olsun sevdikleriniz yanınızdaysa hayatla mücadelenize kaldığınız yerden devam edebilirsiniz. Sevdiğinizin yanınızda olmaması, başına buyruk biri olması demek; bu yolda biz olarak tek yürek değil, iki kişilik savaşacaksınız demektir. Ya akıllı olmalısınız bu yolda, ya akıllı. Kimse için bir şey yapmaya değmez diyorsanız, boş bir odaya çekin kendinizi ve hayatınızın merkezinden onu çıkarın.

Bir dostumun da dediği gibi ‘hayatınızın merkezine kendinizi koyun’ ki yolda kalmayın, sizi yolda bırakanlara veya bırakacaklara inat yapın bunu…

Eski dostlar eski değildirler esasen…

6 sene önce Dilara Özdeş tarafından yazılmıştır.
anasayfa
anasayfa
anasayfa

Bir zamanlar üç yakın dostlardı. Biri başını bir derde soksa diğer ikisi gözünü kırpmadan onun önüne atardı kendini. Üçü de çalışkan denebilecek düzeydelerdi, üçü de edebiyata karşı ilgiliydi. Birbirlerini hiç kıskanmazlardı. (Ya da kendilerini buna inandırmışlardı.) Laf aramızda üçü de etine dolgun, buğday tenli, koyu renk saçları olan, sınıftakilerin arkadaşlıklarına gıptayla baktıkları güzel mi güzel, kibar mı kibar kızlardı… Aralarına kimsenin giremeyeceğine inanıyorlardı. Ama beklenmeyen oldu. İki yakın dost, olmayacak bir sebepten dolayı tartışarak birbirlerini çok kırdılar. Ortada kalan diğerininse tarafı belliydi. İki dostunu da idare edemeyeceğini düşünmüş olsa gerek ki birini seçerek diğeriyle ulu orta kavga etmeyi ve onun hakkını savunmayı tercih etti. Seçtiği taraf her zaman kendini sütten çıkmış ak kaşık gibi lanse etmiş, aslında mağdur olan taraf ise kendini savunmak bile istememişti bu durum karşısında. Sadece olanları izlemekle yetinmişti, her gün birlikte çekildikleri fotoğraflarına baka baka, boğazı düğümlene düğümlene. Kalbi kırılmıştı. Yargısız infaz denen şey bu olsa gerek diye düşünüyordu. Grubun dağılması sınıftakilerin de ilgi odağı olmuştu. Zaten bunlar birbirlerini çekemiyorlardı gibi bir çok laf atılmıştı ortaya. Bunları anlattım(!) çünkü; kimse için yakın dostlarınızla kavga etmemeniz gerektiğini bilmeniz, hayatınızda kulağınızdaki en büyük küpe olarak takılı kalsın istiyorum. Hikayenin baş kahramanı da benim, yabancı değil yani… Eski dost diye bir şey yoktur. Eski eskide kalmıştır, yapılan iyilikler de kötülükler de eskide kalır. Ama dost diye bir şey vardır, yaşanan tüm sahteliklere rağmen arkanızda olacağını bilirsiniz dostunuzun. Kendini eski sanan bir dostumun da dediği gibi; ”olur ya içimizde yaşattığımız insanlar vardır bize güç verirler, kendimizle konuştuğumuzu sandığımız anlarda aslında onlarla konuşuruz, öylesin…” Sen de öylesin. Sadece kırgınlıklar tamir edilmiyor.